Lütfen destek için Facebook sayfamızı beğenin. Teşekkürler :) Kapat
Ateşlenen Zat’ler, içine giren Goa’ul lar.. ve Dün’üm | Skullcrusher | ORG
   
 
 

Ateşlenen Zat’ler, içine giren Goa’ul lar.. ve Dün’üm

Pazartesi, 10 Eyl 2007 Havadan Sudan yorum ekle yorumlara git


   
Yorum ekleyin
  Facebook'ta paylaşın
  Twitter'da paylaşın


Ateşlenen Zat’ler, içine giren Goa’ul lar, sürekli ters giden olaylar, Unas’lar, Jaffa’lar, Düzen Efendileri… Ardından; GO GO GO, Fire in a Hole’lar… Şimdi diyorsunuz ki neyden bahsediyor bu çatlak. Antalya’ya kuzenimin düğününe gidişimle başlayan Stargate hastalığım ve ardından internetin 4x olduğunu öğrendikten sonra eve geldiğimde yeniden kurup denediğim ve sabahın 10.00’larında yatıp akşamın 20.00’lerinde kalkmamla sonuçlanan sürecin kısacık bir özeti sadece.

Aptal gibiyim şuan. Daha doğrusu sarhoş gibi demek daha doğru… Uykusuzluktan vücuduma titreme geliyor, ama sanırım birazdan ailece bir boğaz gezisine gitmek zorunda kalacağım. Gidip gitmemekte kararsızım, evde kalıp kıçımda pirelerin uçuşmasına izin vermek daha cazip geliyor şuan, ama bir yandan da daha ne kadar günümüz var çık değerlendir gününü işte geri zekâlı diyen bir sese kulak veresim var.

Sanırım mücadeleyi o ses kazanacak :)

Şuan saat 10.58… Hasta olacağımı bile bile o esintili vapur gezisine gidiyorum. Gelince devam ederim.

09.09.2007

Ertesi gün saat 14.16 :)

10.09.2007

En son nerde kalmıştım, hı evet vapur.. Benim açımdan son derece verimsiz, sıkıcı ve boş bir gezinti oldu. Uykumu alamadığımda nasıl asabi ve çabuk sinirlenen biri olduğumu unutmuşum. Neyse Eminönü’ne giderken ayaklarımı rahatça uzatıp kafamı da yaslayabileceğim bir koltuk seçtim. Böylelikle kısa sürede Eminönü’ne gelmiş bulunduk :) Vapur gezisi ücretinin 12.500 olduğunu bilseydim vallahi yataktan çıkmazdım, ama onu annem 5 kişi için 62.500 ödediği zaman fark ettim. O sırada "bu Converse giyen kız tayfasının neden ayakları içe dönük şekilde oturduklarını" düşünüyordum. Daha mı sexy durduğunu düşünüyorlar acaba, yoksa bu benim kuruntum mu?

Vapura sonunda ayakbastım, yukarda bizimkiler anca yer bulduğundan ve benimde zaten uykum olduğundan aşağıdaki bölmeden bir yer seçip cam kenarına oturdum. Vapurun kalkmasını beklerken önümden akıp geçen insan selini izliyorum. Aklıma "bu millet nasıl yaşıyor böyle kalabalık bir şehirde yaşıyor." diye geçiyor. Aslında cevabı çok basit, benim yaşadığım gibi… Ama ben artık sıkıldım İstanbul’dan. Aslında İstanbul’dan değil de kalabalıktan, gürültüden, trafikten… İleride fırsatım olursa ve imkânım olursa İstanbul’dan başka yerde yaşamak isterim.

En sonunda kalktı vapur, ilk zamanlar güzeldi. (Gerçi annemden 5 saat süreceğini öğrendiğimde zaten bir bıkkınlık çökmüştü üzerime.) İlerleyen zamanlarda baya bir sıkıldım. İkide bir camın önünden geçen insanlar (özellikle dayanıp kıçını cama yapıştıran tür olanlar) baya sinirimi bozmaya yetti.

Anadolu hisarında ineceğimizi düşünürken bizimkilerin hemen geri dinmek istediklerini öğrendim ve inmeden geri dönen vapurda kaldık. Ama bizimkileri bir sürpriz bekliyordu, Anadolu hisarından sonraki Rumelihisarı son duraktı ve 1sa.10dk gibi bir mola verecekti. Böylelikle bünyesinde pek bir şey barındırmayan Rumelihisarı’nda indik. İki üç turladıktan sonra sahil kenarında oturduk, karnım fena halde acıktığından kendimi Beşiktaş’ın oralara bir yerlere atmaya karar verdim. Balık yemek istemiyordum. bizimkilerin balık sefası sırasında bede gazetedeki Erkek Striptizciler hakkında bir yazı okuyordum. Üç kişiyle röportaj yapmışlar. Bahşişlerle 1500$ kazanıyorlarmış ve kız arkadaşları biliyormuş. Birisinin ailesi biliyormuş. Düşünsenize;

— Oğlunuz ne iş yapıyor?

— Striptizci.

İlginç bir diyalog…

Neyse en sonunda dönmek için yine vapura bindik. Ben Beşiktaş’ta attım kendimi. Açım aç dayanamıyorum artık. Aklıma hemen meydanda köşede olan benim favori tavuk sandviçlerimi yapan büfeye yöneldim. Ama oradaki pazar yeri dahil sıradan tüm giyim zart zurt olan yerlerin yıkmış olduğunu görünce önce bir şok geçirdim. Ne zamandan beri Beşiktaş’a gelmiyormuşum meğer.. Neyse dedim Mc’e gideyim, Mc’yide hiç sevmediğimde öyle bir girip çıktım, ah diyorum içimden bir BurgerKing açmadınız Beşiktaş’a. Dönercilerde de doymayacağım bir ton para gidecek doymam için. Neyse bari Converse’lere bakıp Taksim’e atarım kendimi derken birden aklıma Balkan Lokantası geldi. Kendimi direk oraya attım. Bir sebzeli pilav, bir etti patlıcan, bir de ezogelin çorbasını mideme indirip 6ytl ile işi sıyırdım. Midem biraz şişlikten ağrıyordu ama mutluydum :)

Ardından Kabalcı kitapevi ne girdim, şöyle bir bakındım ve "Alfred Kubin’in Diğer Taraf" romanını alıp çıktım. Sonrasında 28O ya binip, eve gelip yattım :)

Yaklaşık 12 saat uykudan sonrada baş ağrısıyla kalktım, fazla uyumakta yaramıyor. :)

Neyse "Dün’üm" böyle geçti, bir daha ki yazıda görüşmek üzere…

(¯`v´¯ )
`*.¸.*´
.•´¸.•*¨ ) ¸.•*¨ )
(¸.•´ (¸.•´ (¸¸.•¨¯`•.}}ï{{ SkullcrusheR }}ï{{

 

Güncellemelerden anında haberdar olmak isterseniz yazıları
Rss , Twitter ya da Facebook ile takip edebilirsiniz. :)
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok