Lütfen destek için Facebook sayfamızı beğenin. Teşekkürler :) Kapat
“Bugün” Yerine “Bu Aralar” Desem Daha Doğru Olacak | Skullcrusher | ORG
   
 
 

“Bugün” Yerine “Bu Aralar” Desem Daha Doğru Olacak

Çarşamba, 09 Oca 2008 Havadan Sudan yorum ekle yorumlara git


   
Yorum ekleyin
  Facebook'ta paylaşın
  Twitter'da paylaşın


Selam arkadaşlar, yeni bir yazı ile yine karşınızdayım. Son zamanlarda siteyi yine boşladım. Bunu nedeni araya giren vize, final dönemleri, üşengeçlik ve yeni başladığım OGame.org 35. evrenin baya zamanımı alması. Mübarek x5 hızlı olunca filolar hemen gidip geliyor :)

Başlığın ne ile alakalı olduğuna gelince sitedeki Bugün Ne İzledim kategorisi ile ilgili. Bugün yerine artık bu aralar demem daha doğru bir başlık olacak sonuçta günlük yazı yazılan bir site değil burası :D

 

Bu Aralar Ne İzlediğime gelince son 4-5 günüm "Avatar: The Last Airbender" adlı animeyi izleyerek geçti. Bildiğiniz gibi (öyle varsayıyorum) CNBC-e de de oynuyor sanırım hafta sonları falan olsa gerek. Rastladığım zaman izlediğim bu çizgi filmin dvdlerini okul kantininde "Naber arkadaşlar?" diye yaklaştığım bir masanın üzerinde görünce direk atladım, aldım, izledim ve sindirdim. Ama maalesef ilk 2 sezonmuş 3. sezonu şimdi indirmek zorunda kalacağım. Gerçi buna da şükür, ilk iki sezonu bulmuşumda üçüncü yok diye şikayet ediyorum :P Gerçekten çok güzel bir seri. Komik, fantastik, dostluk öğelerinin işlendiği, sonraki bölümde ne olacak diye merak ettiren bir seri.

Konusuna gelince, dört ulusun hüküm sürdüğü (ateş su hava toprak; tahta yok :D ) dünyada bunlar uyum içindeymiş. Sonra bu ateş ulusunun kanı neden bitlendiyse, totosu neden kalktıysa diğer uluslara saldırmaya başlıyor. Avatar denen şahsiyette bu dört elementi temsil eden onları bükebilen bir zat. (Diğerleri sadece kendi elementlerine hükmedebiliyor) Bu zat savaşı bitirebilirmiş ama ortadan kaybolmuş. (onunda nedeni muallâk, merakla neden olduğunu öğrenmeyi bekliyoruz) Bizim esas oğlan Aang’de zavallım bir buz kütlesinin içinde dona kalıyor ve savaş başladıktan 100 yıl sonra (nasıl bi savaşsa 100 yıl sürüyor) Katara ve Sokka kardeşler Aang’ı buluyor. Ardından tüm macera başlıyor. Kesinlikle sizde izleyin.

Bahsetmek istediğim ikinci seriye gelince bunun adı da "Fullmetal Alchemist". Aslında bunun hakkında bahsedebileceğim pek bir şey yok eMuleden indikçe izliyorum Ve pekte hızlı geldiğini söyleyemeyeceğim. Daha 4-5 bölüm izledim. Ama gerçekten aldığı ödülleri hak ediyor sanırım. En azından daha başından siziz yakalayıp bağlıyor.

Bu serinin konusuna gelince; Edward ve Alphonse adlı iki kardeşimiz var. Elric kardeşler (soyadları bu) bir simyacının iki oğlu. Simya da, bir maddeden bir madde yaratma, dönüştürme sanatı. Ana kural ortaya ne koyarsan aynı oranda madde dönüştürebilirsin. Neyse işte bu kardeşlerin anneleri ölüyor bunlarda minik bebe daha diyorlar ki annemizi geri getireceğiz simya ile. Tuz su demir falan insan vücudunda ne bulunuyorsa koyuyorlar ortaya (bu arada insan dönüştürme simyası yasak ve tehlikelidir) lakin annelerinin ruhunu karşılayacak bir şey bulamıyorlar. Onun yerinede Edward kendi kanından koyuyor ve işe başlıyorlar. Simyayı yaparken tabi ki işler ters gidiyor ve Alphonse’nun tüm vücudu ile Edward sol bacağı yapılan simya karşılığı (alınan verilen maddeye eşit olacak ilkesi) gidiyor. Edward da kardeşinin ruhunu sağ kolunu feda ederek o an oda da bulunan bir zırha bağlıyor. Ardından bir adam geliyor (babalarının komutanı) diyor ki sizi yeteneklisiniz, gelin sizi ulusal simyacı yapalım tüm kaynaklarımızı sunalım. Edward da annesini ve kardeşinin vücudunu geri getirmek simyada ustalaşmak için kabul ediyor. Böylece bu uğurda ki yolculuk ve maceralar başlamış oluyor. Bu seriyi de bulursanız izleyin :)

Şimdilik bu kadar, aklıma bir şeyler gelirse yine ekleme yaparım.

Sağlıcakla kalın…

Güncellemelerden anında haberdar olmak isterseniz yazıları
Rss , Twitter ya da Facebook ile takip edebilirsiniz. :)
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok